Damga Vergisi Hangi Durumlarda Ödenir​? - Ardventure
Yatırım Teşvik Belgesi Nasıl Alınır?
15/01/2026

Damga Vergisi Hangi Durumlarda Ödenir​?

YAYINLANMA TARİHİ: 19/01/2026 GÜNCELLENME TARİHİ: 19/01/2026

Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin:

ChatGPT ile Özetle

Damga vergisi hangi durumlarda ödenir? sorusu; girişimciler, şirket yöneticileri ve resmi işlemlerle sıkça karşılaşanlar için en çok merak edilen konular arasındadır. Damga vergisi; sözleşmeler ve hukuki belgeler üzerinden alınan, işlemin türüne göre değişen bir mali yükümlülüktür. Kira, satış sözleşmeleri, vekâletnameler ve ihale kararları gibi birçok resmi evrak damga vergisine tabi olabilir. Bu nedenle, bir belge imzalanmadan önce damga vergisi hangi durumlarda ödenir sorusunun yanıtını bilmek, beklenmedik maliyetlerin önüne geçmek açısından önemlidir.

Bu yazıda, damga vergisinin hangi işlemlerde ortaya çıktığını, kimleri kapsadığını ve neden dikkate alınması gerektiğini sade ve anlaşılır bir şekilde ele alacağız.

Damga Vergisi Nedir ve Verginin Konusu Nelerdir?

Damga vergisi, resmi nitelik taşıyan belge ve sözleşmeler üzerinden alınan dolaylı bir vergi türüdür. Hukuki geçerliliği olan işlemlerin kayıt altına alınmasını ve bu işlemler üzerinden kamuya gelir elde edilmesini amaçlar. Vergi, belgenin düzenlenmesi veya imzalanmasıyla doğar ve içeriğine göre maktu ya da nispi olarak hesaplanır.

Hukuki sonuç doğuran yazılı evraklar damga vergisinin kapsamına girer. İki veya daha fazla taraf arasında düzenlenen; yükümlülük, taahhüt ya da ispat niteliği taşıyan sözleşmeler bu vergiye tabi olabilir. Kira, satış ve hizmet sözleşmeleri, vekâletnameler, taahhütnameler, ihale kararları ve protokoller en yaygın örneklerdir.

Özetle, bir belgenin damga vergisine tabi olması; resmi bir işlem içermesine ve taraflar açısından hukuki bağlayıcılık oluşturmasına bağlıdır. Bu nedenle bireyler ve işletmeler, imzaladıkları her resmi belgede damga vergisi yükümlülüğünü dikkate almalıdır.

Damga Vergisi Kanunu’na Göre Kağıt Kavramı

Damga Vergisi Kanunu’nda yer alan kağıt kavramı, günlük kullanımda anlaşılan basılı evrak tanımından çok daha geniş bir kapsamı ifade eder. Kanuna göre kağıt; yazılı olan, imza altına alınan ve bir hukuki durumu ispatlayan veya taraflar açısından sonuç doğuran belgeler olarak kabul edilir. Bu yönüyle kağıt, bir işlemin resmi niteliğini ve bağlayıcılığını ortaya koyan temel unsurdur.

Bu kapsamda; sözleşmeler, taahhütnameler, vekâletnameler, protokoller, ihale kararları, makbuzlar ve benzeri belgeler damga vergisine konu olabilir. Önemli olan belgenin adı ya da formatı değil, taraflara hak ve yükümlülük yükleyip yüklemediğidir. Bir belgenin tek taraflı ya da iki taraflı olması da vergilendirme açısından belirleyici değildir; hukuki sonuç doğurması yeterlidir.

Ayrıca günümüzde yaygın olarak kullanılan dijital belgeler, Damga Vergisi Kanunu kapsamında kağıt sayılır. Elektronik ortamda düzenlenen, e-imza veya benzeri güvenli yöntemlerle onaylanan sözleşme ve belgeler, fiziki belgelerle aynı hukuki niteliğe sahiptir. Bu nedenle, ister basılı ister dijital olsun, imzalanan ve hukuki geçerlilik taşıyan her belgenin damga vergisi yükümlülüğü açısından değerlendirilmesi gerekir.

Damga Vergisini Doğuran Durumlar ve Temel Şartlar

Damga vergisi, her yazılı belge için değil; belirli şartları taşıyan ve hukuki sonuç doğuran işlemler için ortaya çıkar. Bir belgenin damga vergisine tabi olabilmesi için Damga Vergisi Kanunu’nda yer alan temel koşulları sağlaması gerekir. Bu kapsamda belgenin yazılı olması, taraflar arasında hak ve yükümlülük doğurması ve bir taahhüt veya borç ilişkisi içermesi önemlidir. Sözleşmeler, protokoller ve taahhütnameler bu nedenle damga vergisinin en yaygın uygulandığı belgelerdir.

Ayrıca belgenin imza altına alınması şarttır. Islak imza veya elektronik imza ile onaylanan belgeler, imza anında hukuki bağlayıcılık kazanır ve damga vergisi doğar. Belgenin sonradan uygulanmaması ya da geçerliliğini yitirmesi bu durumu değiştirmez. Bu nedenle bireylerin ve işletmelerin, resmi ve ticari işlemler öncesinde damga vergisi yükümlülüğünü değerlendirmeleri mali planlama açısından önemlidir.

İmza Atılması ve Belgenin Hüküm İfade Etmesi

Damga vergisinin doğması için belgenin yetkili kişiler tarafından imzalanması temel şarttır. Islak imza, elektronik imza veya mevzuatta geçerli kabul edilen diğer onay yöntemleriyle imzalanan belgeler hukuki geçerlilik kazanır. İmza, belgenin içeriğinin taraflarca kabul edildiğini ve bağlayıcı hale geldiğini gösterir.

Belgenin hüküm ifade etmesi ise, taraflara bir hak veya yükümlülük yüklemesi anlamına gelir. Bu bağlamda borç, taahhüt, sorumluluk ya da yetki doğuran her belge damga vergisine konu olabilir. Belgenin fiilen uygulanıp uygulanmaması, iptal edilmesi ya da daha sonra geçersiz hale gelmesi damga vergisi açısından önem taşımaz; belgenin imzalandığı anda hukuki sonuç doğurması yeterlidir.

Yurt Dışında Düzenlenen Kağıtların Türkiye’de Kullanılması

Yurt dışında düzenlenen belgeler, ilk bakışta Türkiye’de damga vergisi kapsamı dışında gibi görünse de belgenin Türkiye’de kullanılması durumunda damga vergisi yükümlülüğü doğabilir. Bu noktada sıkça merak edilen damga vergisi hangi durumlarda ödenir sorusu, özellikle uluslararası sözleşmeler ve yabancı kaynaklı belgeler açısından önem kazanır.

Yurt dışında düzenlenen bir sözleşme, protokol veya benzeri hukuki belge; Türkiye’de bir resmi işlemde ibraz ediliyor, bir hakkın kullanımı veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesi amacıyla esas alınırsa damga vergisine tabi olabilir. Belgenin yabancı dilde hazırlanmış olması veya yurt dışında imzalanması, tek başına damga vergisini ortadan kaldırmaz. Önemli olan, belgenin Türkiye’de hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılmasıdır.

Özellikle uluslararası ticaret yapan şirketler, yatırım anlaşmaları, lisans sözleşmeleri ve hizmet kontratları gibi belgeleri Türkiye’de geçerli kıldıklarında damga vergisi yükümlülüğü ile karşılaşabilir. Bu nedenle, yurt dışında düzenlenen evrakların Türkiye’de kullanılmasından önce, damga vergisi hangi durumlarda ödenir sorusunun dikkatle değerlendirilmesi, beklenmeyen mali yüklerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.

En Sık Damga Vergisi Ödenen Belge Türleri

Damga vergisi uygulamasında, günlük hayatta ve ticari faaliyetlerde kullanılan birçok belge vergiye tabidir. Özellikle taraflar arasında hak ve yükümlülük doğuran, yazılı ve imzalı belgeler, damga vergisinin en yaygın uygulama alanını oluşturur. Bu nedenle damga vergisi hangi durumlarda ödenir sorusunun cevabı, çoğunlukla bu belge türleri üzerinden şekillenir.

En sık damga vergisi ödenen belgelerin başında kira sözleşmeleri gelir. Konut, iş yeri ve hazır ofis kiralamalarında düzenlenen sözleşmeler, bedel içermeleri nedeniyle genellikle nispi damga vergisine tabidir. Bunun yanında satış ve hizmet sözleşmeleri de ticari ilişkilerin temelini oluşturduğu için damga vergisine sıkça konu olur.

Ayrıca vekâletnameler, taahhütnameler, protokoller, ihale kararları ile resmi kurumlara verilen dilekçe ve beyanlar da damga vergisi doğuran belgeler arasındadır. Belgede yer alan tutar ve yükümlülükler, verginin maktu veya nispi olmasını belirler. Bu nedenle, bir belge imzalanmadan önce damga vergisi hangi durumlarda ödenir sorusunun değerlendirilmesi, mali planlama açısından önem taşır.

Kira Sözleşmeleri ve Kefalet Şerhleri

Kira sözleşmeleri, bedel içeren ve taraflara karşılıklı hak ve yükümlülükler yükleyen belgeler olduğu için damga vergisine tabidir. Konut, iş yeri veya hazır ofis kiralamalarında düzenlenen sözleşmelerde damga vergisi, genellikle sözleşmede yer alan toplam kira bedeli üzerinden nispi olarak hesaplanır.

Kira sözleşmelerinde yer alan kefalet şerhleri ise ayrıca damga vergisi doğurabilir. Kefilin sorumluluk üstlendiğini gösteren bu şerhler, bağımsız bir taahhüt niteliği taşıdığı için ayrı bir damga vergisine konu olabilir. Bu nedenle kira sözleşmeleri düzenlenirken hem ana sözleşme hem de kefalet hükümleri damga vergisi açısından birlikte değerlendirilmelidir.

Personel Ücret Bordroları ve Makbuzlar

Personel ücret bordroları ve makbuzlar, belirli bir ödemenin yapıldığını veya yapılacağını ispatlayan belgeler olmaları nedeniyle damga vergisine konu olabilir. Özellikle ücret bordroları, çalışana yapılan ödemenin tutarını ve niteliğini gösterdiği için damga vergisi kapsamında değerlendirilir.

Makbuzlar ise tahsilat veya ödeme işlemlerini belgeleyen evraklar olarak, içerdikleri tutar ve düzenlenme amacına göre damga vergisine tabi olabilir. Bu tür belgelerde verginin maktu mu yoksa nispi mi olacağı, belgenin içeriğine ve yer alan parasal değere göre belirlenir. Bu nedenle işletmelerin, düzenledikleri bordro ve makbuzları damga vergisi açısından dikkatle incelemeleri önemlidir.

İhale Kararları ve Sözleşmeleri

İhale kararları ve bu kararlar doğrultusunda imzalanan sözleşmeler, hukuki sonuç doğuran resmi belgeler arasında yer aldığı için damga vergisine tabidir. Kamu veya özel sektör tarafından gerçekleştirilen ihalelerde alınan kararlar, taraflar açısından bağlayıcılık kazandığı anda damga vergisi yükümlülüğü doğurur.

İhale sonucunda düzenlenen sözleşmeler ise genellikle bedel içerdiğinden, damga vergisi nispi olarak hesaplanır. İhalenin uygulanıp uygulanmaması veya daha sonra iptal edilmesi, damga vergisinin doğmasını etkilemez. Bu nedenle ihale süreçlerinde hem karar aşamasında hem de sözleşme imzalanırken damga vergisi yükümlülüğünün dikkate alınması önemlidir.

Damga Vergisini Kimler Ödemekle Yükümlüdür?

Damga vergisinin mükellefi, Damga Vergisi Kanunu’na göre vergiye tabi belgelere imza atan taraflardır. Genel kural olarak, bir belgeyi imzalayan herkes damga vergisinden sorumlu kabul edilir. Birden fazla tarafın imzasının bulunduğu sözleşmelerde ise taraflar, damga vergisinin ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Resmi kurumlarla düzenlenen belgelerde damga vergisi yükümlülüğü çoğu zaman özel kişilere veya şirketlere aittir. Kamu kurumları genellikle damga vergisinden muaf tutulurken, karşı taraf olan gerçek veya tüzel kişiler verginin ödenmesinden sorumlu olur.

Yurt dışında düzenlenen ve Türkiye’de kullanılan belgelerde ise damga vergisi, belgeyi Türkiye’de kullanan veya hüküm ifade etmesini sağlayan taraf tarafından ödenir. Bu nedenle özellikle ticari sözleşmelerde, damga vergisinin kim tarafından ödeneceğinin önceden belirlenmesi ve sözleşmede açıkça düzenlenmesi, olası ihtilafların önüne geçilmesi açısından önem taşır.

Damga Vergisinden Muaf Tutulan Haller ve İstisnalar

Damga Vergisi Kanunu’nda, bazı belge ve işlemler damga vergisinden muaf tutulmuştur. Bu muafiyet ve istisnaların temel amacı; kamu hizmetlerinin aksamaması, belirli sosyal ve ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi ve bazı işlemlerin ek mali yük altına girmesinin önlenmesidir.

Genel olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen veya bu kurumların taraf olduğu bazı belgeler damga vergisinden istisna edilebilir. Ayrıca kanunda açıkça belirtilen; eğitim, sosyal yardım, sağlık, bilimsel araştırma ve kamu yararı taşıyan faaliyetlere ilişkin belgeler de damga vergisi kapsamı dışında bırakılabilir.

Bunun yanında belirli teşvik, destek ve fon programları kapsamında düzenlenen sözleşmeler ile kanun, Cumhurbaşkanı kararı veya uluslararası anlaşmalarla muafiyet tanınan belgeler de damga vergisine tabi olmaz. Ancak muafiyetlerin kapsamı belge türüne ve işlem niteliğine göre değişebileceğinden, her belgenin özel olarak değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle bireylerin ve işletmelerin, düzenledikleri veya imzaladıkları belgelerde damga vergisi istisnası bulunup bulunmadığını önceden kontrol etmeleri, gereksiz vergi ödemelerinin önüne geçilmesi açısından önemlidir.

Damga Vergisi Nasıl Hesaplanır ve Nereye Ödenir?

Damga vergisi, belgenin türüne göre maktu veya nispi olarak hesaplanır. Bedel içeren sözleşmelerde vergi, belge üzerinde yer alan tutar üzerinden belirlenen oranla nispi olarak alınır. Bedel içermeyen belgelerde ise kanunda belirtilen sabit (maktu) tutar uygulanır.

Damga vergisi, belgenin düzenlendiği veya imzalandığı tarihi izleyen süre içinde vergi dairelerine ödenir. Ödeme; vergi dairesi, anlaşmalı bankalar veya Gelir İdaresi Başkanlığı’nın dijital sistemleri üzerinden gerçekleştirilebilir. Süresinde ödenmeyen damga vergileri için gecikme faizi ve cezai yaptırımlar uygulanabileceği unutulmamalıdır.

Nispi ve Maktu Vergi Uygulaması

Damga vergisi uygulamasında vergilendirme, belgenin içeriğine göre nispi veya maktu olarak yapılır. Nispi damga vergisi, belge üzerinde yer alan parasal tutar üzerinden belirli bir oran uygulanarak hesaplanır. Kira, satış ve hizmet sözleşmeleri gibi bedel içeren belgelerde bu yöntem kullanılır.

Maktu damga vergisi ise belgede herhangi bir bedel yer almadığında, kanunda belirlenen sabit tutar üzerinden alınır. Taahhütnameler, bazı dilekçeler ve bedel içermeyen sözleşmeler bu kapsama girer. Hangi yöntemin uygulanacağı, belgenin niteliğine ve içerdiği hükümlere göre belirlenir.

Beyanname Verme ve Ödeme Süreleri

Damga vergisinde beyan ve ödeme süresi, belgenin düzenlendiği veya imzalandığı tarihi izleyen dönem esas alınarak belirlenir. Genel uygulamada damga vergisi, belgenin imzalanmasını takip eden süre içinde beyan edilerek ödenir.

Süresinde beyan edilmeyen veya ödenmeyen damga vergileri için gecikme faizi ve cezai yaptırımlar uygulanır. Bu nedenle bireylerin ve işletmelerin, damga vergisine tabi belgeleri zamanında beyan etmeleri ve ödemelerini belirtilen süreler içinde gerçekleştirmeleri önemlidir.